BİLİM DİNİ

İşleyiş

Jeoloji

Evrim

Big Bang

Genetik

Bioetik

Ecza

Astronomi

Bilimsel makaleler/teoriler/tezlerin ardında kimler var biliyor musunuz? Tabii ki 16. yüzyıldan itibaren kurulmaya başlayan bilimsel akademilerin içlerinde barındırdığı akademisyenler. Tüm o akademisyenlerin yazdıkları yada anlattıkları bilgiler bugün okullarda dikte ediliyor.

Uyduruk fizik kuralları, uyduruk tarih, uyduruk astronomi, uyduruk tıp ya da uyduruk biyoloji gibi konuların çoğu biraz da gerçeklerle beraber dayatılmaya devam edilerek, insanların evrene bakış açısı gerçek ötesi bir şekilde şekillendiriliyor.

Bugün bu eğitimsel beyin yıkama, kuralcı, katı, etik dışı yada ahlaksız olabiliyor yani eğitim derken bunun bilginin kendisi ile aynı şey olmadığını anlıyorsunuzdur; bilim,yaptığını iddia ettiği araştırmalar ile insanlara neyi nasıl yapması gerektiğini çaktırmadan dikte ediyor.

Bilim size “artık işler böyle” diyor ve işin ilginç tarafı, insanların arzularını ön planda tutan fetvalarını yayınladıkça popülerlik kazanıyor; astronomik ve imkansız açıklamaları yada Mars’ta buldukları bakteriyel yaşam formları insanları pek de ilgilendiren bir şey değil.

Peki, Dekan/Profesör/Doçent/Doktor gibi ünvanların kaynağı neresi? Antik Yunan mı? Atlantisten mi? Uzaydan mı? Tabii ki Katolik Kilisesinden. Neredeyse kıyafetleri bile aynı değil mi? Siz, Katolik Kilisesini ne sanıyorsunuz… İbadet edilip yardım parası bırakılan bir yer mi?!

Katolik Kilisesindeki hiyerarşi ve küresel dağılımı günümüz holdinglerinden farksızdır,Rahipler ordudaki gibi rütbelere ve buna bağlı olarak dünya genelinde yönetmekle yükümlü oldukları bölgelere sahiplerdir ve yöneticilerin seçimi ve atanması tamamen Vatikan kararına bağlıdır.

Devletler bu konularda Vatikan’ın işlerine karışamaz. “Bilim” açısından küresel olan bu dinin nasıl yayıldığına ve nasıl bir genişlikte olduğuna bakalım, neredeyse her ülkede bir akademik büroları, birlikleri, üniversiteleri mevcut ve bunların en bilinenlerinin listesi şöyle;

Harf sırasına göre

Academia Nacional de Ciencias (Costa Rica)
Academia Sinica
Academy of Athens
Academy of Sciences and Arts of Bosnia and Herzegovina
Academy of Sciences and Arts of the Republika Srpska
Academy of Sciences of Albania
Academy of Sciences of Moldova

Armenian National Academy of Sciences
Australian Academy of Science
Austrian Academy of Sciences
Azerbaijan National Academy of Sciences
Brazilian Academy of Sciences
Bulgarian Academy of Sciences
China Association for Science and Technology

College of Science and Technology
Colombian Academy of Exact, Physical and Natural Sciences
Croatian Academy of Sciences and Arts
Cuban Academy of Sciences
Czech Academy of Sciences
Deutsche Forschungsgemeinschaft
Estonian Academy of Sciences
French Academy of Sciences

Georgian National Academy of Sciences
Ghana Academy of Arts Sciences
Hungarian Academy of Sciences
Indian National Science Academy
Indonesian Institute of Sciences
International Arctic Science Committee
International Association for Hydro-Environment Engineering and Research

International Astronomical Union
International Brain Research Organization
International Cartographic Association
International Commission for Acoustics
International Commission for Optics
International Commission on Illumination
International Federation of Surveyors

International Council for Scientific and Technical Information
International Federation for Information Processing
International Federation of Library Associations and Institutions
International Federation of Societies for Microscopy
International Foundation for Science

International Geographical Union
International Institute for Applied Systems Analysis
International Mathematical Union
International Society for Photogrammetry and Remote Sensing
International Union for Physical and Engineering Sciences in Medicine

International Union for Quaternary Research
International Union of Basic and Clinical Pharmacology
International Union of Biochemistry and Molecular Biology
International Union of Biological Sciences
International Union of Crystallography
International Union of Speleology

International Union of Food Science and Technology
International Union of Forest Research Organizations
International Union of Geodesy and Geophysics
International Union of Geological Sciences
International Union of History and Philosophy of Science

International Union of Immunological Societies
International Union of Microbiological Societies
International Union of Nutritional Sciences
International Union of Physiological Sciences
International Union of Psychological Science
International Union of Pure&Applied Chemistry

International Union of Pure and Applied Physics
International Union of Radio Science
International Union of Soil Sciences
International Union of Theoretical and Applied Mechanics
International Water Association
Israel Academy of Sciences and Humanities
IUAES International

Kazakhstan Academy of Sciences
King Abdulaziz City for Science and Technology
Latvian Academy of Sciences
Lisbon Academy of Sciences
Lithuanian Academy of Sciences
Macedonian Academy of Sciences and Arts
Mexican Academy of Sciences
Montenegrin Academy of Sciences and Arts

National Academy of Sciences
National Academy of Sciences of Belarus
National Academy of Sciences of Ukraine
National Research Council (Canada)
National Research Council (Italy)
National Research Foundation of South Africa
National Scientific and Technical Research Council

Nepal Academy of Science and Technology
Norwegian Academy of Science and Letters
Pacific Science Association
Pakistan Association for the Advancement of Science
University of Panama
Polish Academy of Sciences
Pontifical Academy of Sciences
Romanian Academy
Royal Society

Royal Academies for Science and the Arts of Belgium
Royal Danish Academy of Sciences and Letters
Royal Irish Academy
Royal Netherlands Academy of Arts and Sciences
Royal Scientific Society
Royal Society Te Aparangi
Royal Swedish Academy of Sciences
Russian Academy of Sciences

Science Council of Japan
Scientific and Technological Research Council of Turkey
Serbian Academy of Sciences and Arts
Slovak Academy of Sciences
Slovenian Academy of Sciences and Arts
Society for Social Studies of Science
University of the South Pacific

Swis Academies of Arts&Sciences
Tajik Academy of Sciences
Tanzania Commission for Science and Technology
University of Tehran
The World Academy of Sciences
Tunis El Manar University
Vietnam Union of Science and Technology Associations
WCPA High Seas Task Force

Western Institute
Westmorland Geological Society
World Council of Fisheries Societies
Yorkshire Philosophical Society

Bu kurumların kendilerine bağlı olan onlarca alt eğitim kurumlarınıda unutmamak lazım.

Bu bağlantılar sonuç olarak yeryüzündeki tüm ülkelerin bütün işleyişine ve eğitim bakanlığına kadar varıyor ve bilim dininin kitapları bu sayede okullara sokularak çocuklar bu yeni zannedilen ancak aslında 400 yıl kadar önce temeli atılan bir dine göre doktrine ediliyorlar.

Bir dekan mezun olduğu üniversiteye göre mutlaka bir gruba dahil olmak zorundadır yoksa ünvan elde edemez ve kariyer yapamaz zira birinin işçisi olmak zorundadır, bu da onu “serbest” olma sıfatından koparır; ünvanı olan her kimse mutlaka birilerinden emir alacaktır…

Bugünkü üniversitelerde okutulanların çoğunluğu bu grupların yetiştirdiği yada kolladığı bilim adamlarının eserlerinin bir bütünüdür; sabit fikirli ve sabit bilgili bir eğitim sisteminden mezun olanların kendi başlarına ilerlemesini neredeyse imkansız kılan bir kast sistemidir.

Şayet onlara bağlı değilseniz ne buluşunuza ilgi gösterilir ne de gerekli araştırma kaynaklarını bulursunuz,onların fikirlerine ters düşerseniz kafir damgasını yer topluluktan atılır (aforoz) ünvanlarınızıda kaybedersiniz; ya onların yolundan gidersiniz ya da limon satarsınız.

“Sabit fikirli ve sabit bilgili bir eğitim sistemi” peki bu ne demek; biraz açalım…

a-Eğer bilim adamı iseniz başka bir inanca sahip olamazsınız, yoksa hemen kafir etiketini yiyip bilimsel topluluğun dışına itilirsiniz ve çalışmalarınız göz ardı edilir…

b-Bilim adamlarıda birer rahip gibi ünvan/mevki sahibidir ve buna bağlı olarakta ne kadar çok ünvan-o kadar çok söz sahibi olmak ve eldeki bu güce bağlı fikir kontrolü demektir.
c-Bilim kendine göre bir varoluş ya da her şeyin başlangıcı Evrim,Big Bang vs.hikayesi uydurmuştur.

-d-Bilim, ülkelerin kanunları yada ahlaki kanunlarının dışında; etik ya da ahlaki değerlerini kendisi belirler ve istedikleri bir sonuca ulaşmak için diğer canlıları ya da insanları kobay olarak kullanabilirler ve bunu “bilim adına” diyerek te adil olduklarını iddia ederler…
e-Ünlü bilim adamları-ünsüz bilim adamları tarafından sorgulanamaz ve yazıları eleştirilemez, yoksa bir an da, ya işlerinden olurlar-ya da bağlı bulundukları akademi ile olan bağları hemen kesilir; aynı durum şeyhler/kardinaller vb. için de geçerlidir.

-f-Bilim de kendi batıl inançlarına sahiptir;çok önceleri hastanın kanını akıtmanın hastayı iyileştirdiği düşünülürdü ve bunun tersini iddia edenler aşağılanırdı, 50 yıl boyunca ışık hızının tam rakamını ortaya çıkaramayınca sabit bir rakam ile bu arayışa batıl şekilde son verildi.

g-Bilim günün gereksinmlerine göre yayınlar yapar,1986 da eşcinselliği kişilik bozukluğu olarak tanımlamışlardı fakat günümüzde buna genetiğe bağlı istem dışı bir gelişme diyorlar;işlerine gelmeyen herkese bir “hastalık” tanımı yapıştırabiliyorlar,en basiti de genetik bozukluk.

h-Bilim herşeye açıklama getirip boşlukları kapatmaya çabalıyor,evrenin %96 sının neyden yapıldığını halen çözebilmiş değillerken bir türlü kanıtlayamadıkları kara madde-kara enerji-kuantum sicimleri-kara delikleri koyup bir şeyler ispatlayabildiklerini yutturmaya çabalıyorlar.


ı-“DNAmızın %92-95lik kısmı çöp”müş,işe yaramayan kodlardan oluşuyormuş,bilemedikleri her şeyi kötüleyerk bir şey bildiklerini ifade etmeye çabalıyorlar ve buna da sözüm ona “bilim” diyorlar;komedi bir sanattır ama bu sadece gülünç olabilir ve bunu da soytarılar çok iyi yapar.
j-Bilim de inanç ile işler ve bilim insanları her şeye bir cevap bulabilirken, ortaya attıkları Evrim-Big Bang ya da M Teorisi gibi uydurmaları bir türlü %100 kanıtlayamazlar; bunları normal bir insanın anlayamayacağı matematiksel formüllerle dolu olan lisanları ile açıklayıp “aha işte burada yazıyor” derler!..
Bunları anlayabilmeniz için de yıllarca eğitimini almanız gerekir;tıpkı geçmiş döngülerden bizlere kalan antik yazıları okumayı becerebilmek için o lisanın tarihi ve edebiyatına kadar eğitim almanız gerektiği gibi.(bu da başka bir aldanış)
l-Bilim, yaptığını iddia ettiği (kimler/kaç kişi/nasıl?) araştırmalar ile (çoğunluk anket sonuçları, yani bilimsel bir şey değil) neyi-nasıl yapması gerektiğini sizlere çaktırmadan dikte ediyor ve bunları medyada görüyorsunuz; aslında okuduğun şey fetvadan başka bir şey değil.
m-Bu kısım için söyleyeceğim son şey ise “Bilim” derken, bunun bilginin kendisi ile aynı şey olmadığını sanırım yavaş yavaş anlıyorsunuzdur,yani bakmak ile görmek arasındaki fark ne ise, anlatılan fark da budur; gözünün önünde durur ancak bilmediğin için göremezsin.

Aldatma

Kendi içinde kendini düzelten ve dışarıdan gelecek saldırılara karşı kendini savunmaya hazır bir düzenek ile kurulu aldatış… Okuyacakların, kısaca tüm bilimsel dallara el atarak onların nasıl/ne şekilde öğretilmesi gerektiğinin ana planıdır.

Yukarıda okuduğunuz akademiler arasında ise bir tanesi en ilginç olanı: Pontifical Academy of Sciences – Pontif İlimler Akademisi. https://en.wikipedia.org/wiki/Pontifical_Academy_of_Sciences…

Kuruluşu 1603 yılına varır ve zaman içinde geçirdiği düzenlemelerle bugünkü son halini almıştır.

Buraya bağlı akademisyenlerden bir tanesi ise çok çok ultra önemli birisi:

Stephen Hawking

Evet kendisi Vatikan’ın Bilim Akadamesinde bir üye, tıpkı diğer ünlü akademisyenler gibi;peki onu bu kadar önemli yapan nedir?

(Konu dışı; ALS teşhis 1963/biçilen ömür 2yıl/ölümü2018)

Tabii ki Vatikan’ın uydurması olan Big Bang Teorisine verdiği destek;
Big Bang Teorisini Belçika’lı bir rahip olan Georges Lemaitre ortaya atmıştır ve ne tesadüf ki okullarda onun hakkında pek konuşulmuyor…

Vatikan ünlü yaptığı bir fizikçiyi uydurduğu teoriyi savunsun diye,tıpkı bir kahinin kehanetlerni yayması gibi o lektüreden-bu lektüre,o programından-bu tartışmaya gönderdi.Bu sayede Big Bang Teorisi “ünlü” bir bilm adamı tarafından savunulduğu için ilgi/beğeni ve kabul gördü.


Sahnede konuşanın S.Hawking olduğunu mu sanıyordunuz?O sadece sandalyesine mahkum ve görüntü için yaşatılan sessiz bir kukladan ibaret; bilgisayarı önceden kayıt edilmiş konuşmaları oynatıyor, hepsi bu ve sorulanlara da kendisi değil bir başkası cevap yazıp o anda yayınlıyor.
Peki Evrim Teorisini ortaya atan Charles Darwin;
Kendisi Linnean Society üyesi idi ve bu toplulukta tabii ki Vatikanı’n bir kolu, anlayacağınız Evrim Teorisi de Vatikan’ın uydurmasından başka bir şey değil…

DARWİN’İN TEORİSİNİN YAYINLANMASI

Tüm bilim dernekleri de tıpkı Vatikan gibi aynı şekilde ünvan verir ve yeni üyeyi ancak konseylerindeki üyeler aday gösterirse oylama ile kabul ederler ve de Yine Vatikan gibi başarılı üyelerini madalya ya da plaketlerle ödüllendirilirler.

Peki, Vatikan gibi dini bir grubun bunca bilgi alanları ile ilgilenmesi, bunlara milyar dolarlar yatırması, bunca insana eğitim vermesi ve sonunda da sanki kötü olan taraf kendileriymiş gibi bir ortam yaratmaları size hiç ilginç gelmiyor mu?..
Tüm yararlı/gerçek bilgileri gizli arşivlerinde saklıyorlar;kendi devasa teleskoplarından yaptıkları gözlemleri kimse ile paylaşmıyorlar,arada bir “Papa uzaylıları vaftiz edecek” ya da “Uzaylılar gelince elimzdeki yazıtları tekrar gözden geçirip düzeltme yapmamız gerekebilir”+
gibi haberler yayınlıyorlar ve bazı papazlar daha da ileri gidip “uzaylılar çoktan buradalar” diye açıklama yapabiliyor ama Vatikan bunlara hiç sesini çıkarmıyor; Vatikan ve Bilim neredeyse aynı kulvarda yüzüyorlar ama medyada sanki birbirlerine düşmanmış gibi takılıyorlar…
Buna da siyaset deniyor yani sahnede ne olduğu ile sahne arkasında nelerin olduğu birbirine uyuşmuyor; gerçekte ise Vatikan ve Bilim bir paltonun iki ayrı kolundaki iki aynı motiften başka bir şey değil…
Bilim Dininin yapısına zarar verebilecek ya da köklü değişimler yapması gerekebilecek bilgiler asla kabul edilmediği gibi aynı zamanda da sahte-bilim (pseudo-science)diye adlandırılarak icatçılarının itibarları kaybettiriliyor ve göz önünden sistematik olarak yok ediliyorlar.
Hutchison Etkisi,Boşluksal Alan Etkisi (CSE), Cymatics,Orgon Enerjisi,Kozirev Aynaları ve ya ESP gibi alanlar, Bilim Dinin ödüllendirdiği akademik şahıslar tarafından sürekli “kanıtlanamayan,sahte bilim ya da sahtekarlık” denilmesi bu alanlara yönelmeyi imkansıza yakın kılar.
Konu bilim olduğu zaman akan suların durduğu günümzde neyin gerçek olduğunu anlamakta zorlanmamanız mümkün değil zira artık her şeye görsel bir kılıf (CGI) bulmak-çarpık bir tarihtn alıntı yapmak mümkn;Manipülasyonun dibini yaşayan zihinler buna bağlı olarak kör/görmez oluyor.
Tüm krallar/altındakiler”Kralların Kralı”tarafından yönetilirler;Roma’nın varisi Vatikan.



İng.Kralı John Papa Innocent IIIün ayağını öpüp himayesi altında olduğu kabul ediyor



Liderler Papa Innocent X altında AB yasasını imzalıyor

Bu yönetim şekline bağlı olarak ülkelerin tüm, eğitim-ekonomi-tarım-askeri sistemleri bu merkez üzerinden yürütülüp sevk ve idare edilir ve geride yönetim dışı kalanlar ise kullanılır-sömürülür-tüketilir-yok edilirler; gözünüzün önünde oynar ve hep vizyondadır ama görmüyorsun.

İnsanlar artık yararlı şeyler öğrenmiyorlar,sadece zamanlarını kağıtlar doldurmak-beklemekle tüketiyorlar ve ünvanlar-kariyer peşinde olmaya odaklatılp esas öğrenme-potansiyel kapasiteleri köreltilyor ve bu sayede de tek bir idare altında olduklarını idrak edemeden ölüyorlar.

Eskiden aktar bitkisel ilaç satan doğa doktoru idi, hastalıklara neyin iyi geleceğini bilirdi ve bu “babadan oğula” öğretilirdi, bugün ise çerez ve sabun satan manasız bir dükkandan ibaret; günümüz eczacıları ise doktorların pazarladığının satıcısı konumuna geldi…

Eskiden gelecek hatırlasın diye, kayalara edindikleri “çok değerli” bilgileri oyarlardı ve sanat harikası eserler bırakırlardı; bugün o kayaları oyup içinden mermer blokları çıkarıyoruz ya da sadece patlatıp yok ediyoruz…
Eskiden evden çıkan birisi rüzgarın yönü ve getirdiği kokuya ve ya doğanın değişimine göre gözlem yaparak hava durumunu tahmin edip, günlük-haftalık-aylık programlarını buna göre yapabilirdi; bugün meteoroloji bile onca teknolojisine rağmen bundan daha iyisini beceremiyor…
Eskiden düşe kalka-çarpa çarpa-kanaya kanaya oyun oynanır,hasta olunur, biraz acıdan sonra iyileşilir ve vücuda bağışıklık kazandırılırdı; bugün “sakın sana bişey olmasın”diye üzerlerine titreyen ebeveynlerin narin çocukları çıkıyor piyasaya,abuk-sabuk teşhisli hastalıklarla.
Eskiden hayat bir lütuftu;bugün ise bir çile.
Eskiden evren bizim etrafımızda dönerdi; bugün ise biz onun içinde nereye gittiğimizi bilemeden dönüyoruz.
Eskiden insan parçası bildiği doğa ile dengeli yaşardı; bugün ise bir böcek kolonisi gibi yaşayıp her şeyi yok ediyoruz…
Eskiler dediğim bundan bir/iki döngü öncesine kadar yaşamış olan insanlardır, yani o kadar uzak bir zaman dilimi de değil; fakat anlayışların nasıl değiştirildiğini ve zihinlerin buna bağlı olarak nasıl kapalı birer kutu haline getirilip aldatıldığını göremiyor musunuz?..
Uygarlıklar kültürünü/tarihini/sanatını ve bilgisini ileriye dönük miras bırakırlar, bunları körelttikleriniz ise hiçbirisini ileriye iletemeyeceğinden tarihten silinip gider ve unutulurlar; kendilerinden geriye sadece taş yığıntıları kalır ve bu kimseninde umurunda olmaz…
Arkeolojiye iyi dikkat ederseniz; sadece Vatikan’ın müsade ettiği alanlarda ve bakanlığa bağlı izinle kazı yapabiliyor çünkü o alanlar ellerindeki tarihle uyuşabilen bir yapıya sahip ve bunların haricinde “tarih kitaplarının anlattığı dünya modeline uymayan” ve baktığınızda +
gözlerinizi yuvasından oynatıp-dizlerinizin bağını çözecek güzellikte ve netlikte hayretler içersinde kalacağınız ve de çok ileri bir teknolojinin var etmiş olabileceği ki, elimizdeki onca gelişmiş teknolojiyle dahi yanından bile geçemeyeceğimiz binlerce antik yapı ya hiç gün yüzü görmüyor-ya harabe olarak kalmaya devam ediyor-ya da restore edilip tarih/görünüm oynanarak sanki kendi eserleri gibi içlerinde oturuluyor.

Bu

veya

Bu

veya

BU

VEYA

BU

Hiç merak etmediniz mi? Neden halen eski tanrı/kral isimleri yapılara-uzaya- opr.lara-ürünlere vs. veriliyor? Neden halen antik tanrı sembolleri kullanılmaya devam ediliyor? Neden antik teknolojilere bakınca ne olduklarını anlayamıyor sunuz?

https://pro-vladimir.livejournal.com/437017.html

Neden?!!.

Çünkü zamanda ileri gittiğimzi zannederken aslında geriye götürüldüğümzü anlayacak fikre bile sahip değilz ve bu teknolojleri anlayack fikirler bize asla sunulmadı;bugünkü doktrinasyonların oluşturduğu akıl ile sorguluyorsunuz ve bu comodore64 ile IphoneX hacklemeye benziyor.

Uyuşturma..


Gelecek diye baktığın aslında geçmişin anılarından ibaret…

Visited 3 times, 1 visit(s) today

1 comments

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir